Kızımı LGS’ye Hazırlamaktan Damıttığımız 7 Hayat Dersi!

Benim minik kızım büyümüş de 7 başlı sınav canavarının ilkiyle mücadele mi edecekmiş. Geçtiğimiz yıl, bir baba olarak kızımın bu ilk büyük sınavının hazırlığında ona eşlik etmeye karar vermiştim. Özel dersler pahalıydı. Matematik bölümü mezunu olduğumda kendime güveniyordum. Kendi işimi (yazılım) yaptığımdan zaman konusunda esnekliğim vardı. Üstelik bir sene sürecek böyle bir birliktelik fırsatını da kaçıramazdım. Nereden bilebilirdim ki bu süreçten, önce kızıma sonra kendime, önemli hayat dersleri çıkaracağımı!

Öncelikle ders çalışmayı keyifli hale getirmek gerekliydi. Bu noktada büyük bir keşif yaptık. Odasındaki gardırobunun kapaklarının mat cam olduğunu, ve bizim gardırop kapaklarını beyaz tahta olarak kullanabileceğimizi fark ettik. Kızımın eskiden beri kalemlere çok merakı vardı. Ben de hemen ona renkli ve güzel yazan tahta kalemleri aldım. Gardırop Tahtamız hazırdı!

Gardırop Tahta
LGS’ye son 30 gün kala Gardırop Tahtamız

İkinci büyük keşif Tonguç mucizesi. Öğrencilik yıllarım üzerinden 25 yıl geçmişti ama kendi dalım olan matematiği dahi benden daha iyi ve eğlenceli anlatan Tonguç videolarını izlemeye koyulduk.

Birlikte bodoslama derslere ve devasa test kitaplarına dalıverdik. İlk bir iki ay içinde anladım ki, kızıma vermem gereken şey bilgi değildi. Daha çok davranış eğitimiydi. Zira konular ve dersler değişse de aynı hataları tekrar tekrar yapıyordu. Bazı dersler çıkarmalı, bu dersleri basit olarak formüle etmeli ve zihnine kazımalıydım. Bunları davranış kalıplarına dönüştürebilmek mükemmel olurdu ancak ona bir yılın yeteceğinden şüpheliydim.

İşte bu zorlu ve keyifli süreç içinde çıkardığımız hap gibi 7 ders 🙂

dersler1

Ders 1: Balıklama Atlama

İlk fark ettiğim şey ezberci eğitim sisteminden dolayı kızımın daha soruyu anlamadan alelacele çözüme dalması ve bunun da çoğu zaman yanlışlar yahut sonuçsuz zaman kayıpları getirmesiydi. Ürettiğim formüle göre soru çözümü 3 aşamadan oluşur:

  1. Soruyu anlamak
  2. Sonuca gidebilecek yol ve yöntemleri belirlemek
  3. Soruyu çözmek

Çoğu zaman ilk iki adımı atlıyor, direk 3. adımdan başlıyordu. Üstüne üstlük, sınav sistemi yıl içinde beklenmedik şekilde aniden değişmiş (bu komedi ayrı bir yazı konusu), klasik TEOG yerine nitelikli sorular içereceği belli olan LGS sistemi gelmişti. Çözüme “Balıklama Atlama” hatasının her zamankinden daha pahalıya mal olacağı aşikardı.

Balıklama Atlama dersini gardırop tahtamızın en üstüne, sürekli kalacak şekilde yazdık.

LGS hazırlık dönemimizde bana da bir müşterimden küçük bir ek iş geldi. Benzer işleri 8 yıldır yaptığımdan hızlıca bildiğim çözümü uyguladım. İki-üç gün uğraşıp da sonuca varamayınca, kızımın tahtasının üstündeki ilk ders beynime tokat gibi indi. Yetişkinler olarak bizler de birçok şeyi ezbere yapıyorduk. Ders sadece kızıma değil, aynı zamanda banaydı.

Ders 2: Şıklara Bak

Yine ezberci sistemden dolayı çocuklar şıkların ne olduğuna bakmadan çözüme girişiyor ve eğer hata yapıyorsa bunu çok geç fark ediyor. Halbuki çözüme başlamadan şıklara bakmak, aynı zamanda çözüm için seçilecek yöntem ve varılması muhtemel sonuç hakkında aşağı yukarı bir fikir verebilir. Bu da eğer çözümden uzaklaşılırsa çok daha erken fark etmeye yarıyor.

Dersler böyle de hayat farklı mı? Çoğu zaman realist seçenekleri yahut muhtemel sonuçları çok fazla irdelemeden dolu dizgin yaşıyoruz. Özellikle benim gibi hayal kurmayı sevenler ya da İngilizce yerinde bir tabirle “Day Dreaming” (gündüz rüyası) yapanlar. Bir şeye girişmeden önce şıkları gözden geçirmek sadece realist davranmakla sonuçlanmayacak aynı zamanda çözüm yolundaki merhaleleri de belirleyecektir.

Ders 3: Model Kur

Yeni LGS sisteminin PISA’vari sorular içereceğini anlayınca, ezberci eğitim altyapısından gelen kızımın çuvallayacağını anlamak zor olmadı. Telafi edebilmek için bulmaca tarzı sorular içeren bir kitap aldım. Her akşam yatmadan önce bu tip sorulardan birkaç tane soru çözme kararı aldık. Ancak çocuk bu tip uzun ve farklı düşünme gerektiren soru tiplerini nasıl çözebileceğini bilmiyordu. Çoğu zaman sorunun uzun olması yahut çözümün direk aklına gelmemesi vaz geçmesi için yeterliydi.

Kendi mesleğimde neredeyse hemen her projede yeni bir problem/durumla karşılaştığımızdan, uyguladığımız prototipleme yahut POC (Proof of Concept) çalışması vardır. Ben de bu formülü kızıma öğretmeye karar verdim. Anlaşılması zor bir problemle karşılaştığında, problemin basit bir modelini kurmalı, önce bu modeli anlamalı, bu model üzerinden bulduğu çözümü orijinal soruya uygulamalıydı.

Kısa süre içinde kızım bu işten o kadar keyif aldı ki, her gece yatmadan önce beni bulmaca problemleri çözmeye çağırır oldu.

Ben de oluşan faydayı görünce, kendi prototipleme modelim üzerine daha fazla düşer oldum.

Ders 4: Serbest Düşün

Bu da yine bir önce bulmaca problemlerini çözmeye uğraşırken çıkardığımız bir ders. Sadece eğitim sistemini ezberci diye suçlamak yetersiz. Aileler olarak hangimiz çocuklarımıza farklı deneyimler yaşatmak için gayret sarf ediyoruz. Ya da çocuk farklı bir fikirle karşımıza çıktığında onu susturmayıp fikrine değer veriyoruz.

Kızımın serbest düşünebilmesi için bazı bulmacaları çözsek bile tekrar tekrar dönüp yeni yöntemler bulmaya çalıştık. Farklı objeler ve oyunlar alıp bunlarla oynamasını teşvik ettim. Kendi keşiflerini yapmasına alan açmaya gayret ettim.

Yine bu dersi de kendi kulağıma da küpe olarak takıverdim.

Ders 5: Düzgün Yaz

Basit fakat etkili bir ders daha. Sınav sistemi çocuklara sürenin çok az olduğu ve çok hızlı soru çözmeleri gerektiğini sürekli empoze ediyor. Çocuklar da sınavı bir telaşla hızlı hızlı yazıp çizdikleri bir kısa mesafe koşusu gibi algılıyor. Halbuki acele yazılan çözümlerde işlem hataları ve gözden kaçanların zararı, düzgün yazmada kaybedilen saniyeciklerden çok daha fazla. Üstelik düzgün yazma alışkanlığı, düzgün ve düzenli düşünme becerisini de beraberinde getiriyor.

Kızımın işlem hataları sürekli olarak tekrar edince, çözümü düzgün yazma şartına bağladım. Ona gardırop tahtamızda ve defterlerinde kullanmak üzere güzel ve renkli kalemler almaya devam ettim. İnternetten “Bullet Journal” videoları bulduk ve birlikte inceledik. Kısa sürede güzel not tutmanın keyfine vardı ve inci gibi defterlerle karşıma çıktı.

Kendi namıma el yazımı benden başka okuyabilen az çıkar 🙂 Ancak bu dersten benim de payımı almamam düşünülemez. Hele ki o Bullet Journal’cilerin defterlerini gördükten sonra! İşlerimi yaparken tuttuğum defterlerde kendimce bazı pratiklerim vardı ama yetersizdi. Güzel yazma prensiplerine ben de uydum ve not alma sistemimi kademe kademe iyileştirdim.

Ders 6: Yavaş Oku 

Fark ettiğim problemlerden biri kızımın soruları zaman baskısından dolayı çok hızlı okuduğu, çözümü yaparken yahut çözümü bitirdiğinde sorulan şeyin ne olduğunu bile hatırlamamasıydı. Bu ve bir sonraki ders bununla alakalı. Kızıma Einstein’ın zaman kullanımı cevabını defalarca anlattım. Soruyu tane tane okuması gerektiğini, içinden bile okusa kelimeleri tonlaması gerektiğini öğretmeye çalıştım.

Einstein ile ilgili olarak duyduğum şöyle bir rivayet var. Einstein’a sormuşlar: Size hayati önemde bir problem verilse ve çözümü için bir saat verilse zamanı nasıl kullanırsınız? Einstein: 50 dakikayı soruyu anlamaya ayırırım, 8 dakikada nasıl çözeceğime karar veririm, 2 dakikada da çözerim demiş.

Ders 7: Gereksiz Tarama Yapma

Diğer bir ifade ile sadece önemli yerlerin altını çiz. Kızımda fark ettiğim bir başka problem hızlıca okurken ne olduğuna bile dikkat etmeden sorunun tamamının altını çizmesiydi. Soruyu çözdükten sonra da yanlış şıkları -yine yanlış olduğunu ispatlamadan- gereksiz karalamasıydı.

Üniversite öğrenciliğim sırasında karikatür kurslarına katılmıştım ve o derslerde bize öğretilen önemli derslerden biri şuydu: “Gereksiz Tarama Yapma”. Gereksiz tarama, gerekli taramayı bloke ediyordu. Sadece önemli ve gerekli bilgilerin altını çizmek dikkati canlı tutan, çözümü berraklaştıran bir yöntemdi.

Peki biz yetişkinler hayatta gereksiz taramalar yapmıyor muyuz? Gereksiz televizyon programları izliyor, cep telefonumuzla gerekli gereksiz konuşuyor ve sosyal mecralarda vaktimizi gereksiz yere heba ediyoruz. Bazen sadece gerekli şeylere önem verilen eski zamanları özlüyorum. Tüketim çağı önümüze tüketim nesnelerini her geçen gün daha ucuza ve kolay bir şekilde sererken, gereksiz tükettiğimiz en kıymetli ve tekil olan ömrümüz değil mi?

Bugün LGS sınavına giren tüm öğrencilere başarılar diler, hayat boyu sürecek mücadeleyi bilinçli ve keyif alarak sürdürmelerini dilerim.